Sponsor

Ağaçların Gizli İletişimleri

0

Ağaçların da insanlar gibi kendi aralarında konuşabildiklerini düşündünüz mü hiç? Bu yazıyı okuduktan sonra ağaçlara karşı bakış açınız biraz olsun değişecektir bence. Aslında ağaçlar sürekli iletişim halinde. Kokular, sinyaller ve titreşimler kullanarak, sessizce de olsa sürekli konuşuyorlar. İnsanlar da dahil var olan her şeyle doğal olarak bağlantı halindeler. Ormandan uzak şehrin içinde yaşayanlar için bunlar soyut görülebilir. Ancak ormana yakın yerlerde yaşayanlar doğa ile çevresindeki tüm canlıların arasında bir ilişki olduğunu daha net görebilirler.

Ağaçların İletişimi

Ağaçlar çevrelerindeki insanlarla yada başka canlılarla ilişkilidir. Bir ağaç kesildiğinde çığlık atabilir ve insanlar buna sessiz kalamaz. Ormandaki fısıldayan çamlar, düşen dallar, çatırdayan yapraklar, ormanda sürekli uğultu, bunlar bile iletişimlerinin bir parçası. Sanatçılar çoktandır ağaçların bir dili olduğunu, konuştuklarını öngörmüştür. Ağaçlar kendi aralarında şarkı söylüyor bile denilebilir o halde.

Ünlü ekoloji profesörü ağaçların gizli iletişimlerini inceledi ve insanların da onları anlayabileceğini keşfetti. Suzanne Simard ağaçların ihtiyaçlarını ilettiklerini ve toprağa gömülü kafesli mantarlardan oluşan bir ağ yoluyla birbirlerine besin gönderdiklerini keşfetti – başka bir deyişle, birbirleriyle “konuştuklarını” buldu. Bu araştırmalarında yatan temel neden insanların ormanlar hakkındaki düşüncelerini değiştirmek. Yer altında başka bir dünya olduğunu ağaçları birbirine bağlayan, iletişim kurmalarına ve ormanın tek bir organizma gibi davranmasına izin veren sonsuz biyolojik yollardan oluşan bir dünya olduğunu kanıtlamıştır.

Ağaçlar, kimyasalları mantarla değiştirir ve dünyanın her yerine teslim edilmek üzere rüzgar, kuşlar, yarasalar ve diğer ziyaretçilerle tohumlar gönderir.  Yeraltı sistemi, ağaçların basit bir ilişki kurmasına yardımcı olur. Ağdaki ana ağaçlar, gölgedeki küçük fidelere şeker sağlar. Bu, hayatta kalma şanslarını artırır. Hasta veya ölmekte olan ağaçların bu mantar ağına aktardığı kaynaklar, daha sağlıklı komşular tarafından kullanılır. Bu ağ diğer bitkiler tarafından da kullanılmaktadır. Bir bitki saldırıya uğradığında, komşularını uyarmak için kimyasallar salgılarlar. Ancak tıpkı internet gibi bu ağın da kötü bir yanı var. Yakındaki ağaçlardan kaynak çalan bazı orkide türleri. Juglans nigra gibi türler düşmanlarını zehirli kimyasallarla zehirlerler.

Ağaçlarda birbirlerini uyarmak için iletişime geçerler. Bilim adamları yaptıkları bir deneyde mantarın bir ağdaki tohumlamayı bağladığını ve karbonu bir tohumdan diğerine ilettiklerini, bu şekilde iletişimde kaldıklarını keşfettiler. Ana ağaçlar gibi en yaşlı ağaçlar, diğer ağaçlarla en fazla bağlantısı olan en büyük mikorizal ağlara sahiptir. Her ağacın kendine özgü bir dizi mantar topluluğu vardır. Bitkilerin hayatta kalması ve büyümesi gerekir. Karbonu mesaj olarak kullanırlar. Bir fide stres altında veya tehlike altında olduğunda, diğer bitkiler daha fazla karbon gönderir. Böylelikle birbirlerine sürekli destek olmuş olurlar.

Suzanne Simard’ın verdiği en önemli mesajlardan birisi; Orman bir işbirliği sistemidir. Ağaçlar sadece kaynak aktarmazlar, birbirlerine savunma sinyalleri gönderirler ve akrabalarını tanırlar. Ağaca ne kadar çok insan empati kurarsa, onu o kadar çok önemsersek, doğamızı korumak için o kadar iyi şeyler yaparız.

Ağaçların gizemlerini araştırırken Peter Wohlleben’in  Ağaçların Gizli Yaşamı kitabı da karşıma ilk çıkanlardan oldu. Peter Wohlleben ekolojik temalar üzerine yazı yazan bir ormancı ve yazardır. Wohhleben Almanyada eski bir huş ormanında çalışırken Simard gibi enteresan gerçeklerle karşılaştı. Bunu ormanda yürürken yaklaşık 500 yıllık ve yapraksız bir ağacın hala hayatta olmasıyla fark etti. Her canlının beslenmeye ihtiyacı olduğuna göre bu ağacın hayatta kalabilmesinin tek bir sebebi vardı; komşu ağaçlar tarafından kökler vasıtasıyla şeker solüsyonu ile desteklenmesi. Ağaçlar ışık için, bulundukları konum için birbiriyle mücadele ediyorlar ancak aynı zamanda topluluklarının her üyesini hayatta tutmak için çabalıyorlar. Wohlleben bunu ağaçlarında insanlar gibi aile ilişkileri olduğunu söyleyerek öne sürüyor.

İnsanlar doğa ile birdir ve doğaya bağlıdır. Yeryüzünde yaptıklarımız doğayı şekillendiriyor. İnsanlar doğayı yok ediyor ve doğa buna tepki veriyor. İklim değişikliği, türlerin yok olması, insanların çektiği acılar ve ormansızlaşma bunun kanıtıdır. Modern dünyada insanlar kendilerini doğayı, bitkileri ve hayvanları içeren çemberin içine koymazlar. Kendilerini farklı görürler ancak insanlar da onun içinde. İnsanlar bu çemberden ve doğa arasındaki iletişimden daha fazla haberdar olurlarsa doğaya zarar gelmez.

Yazımı  Dostoyevski’nin Budala kitabından şu alıntıyla bitirmek isterim:

“Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.”

FavoriteLoadingFavorilere Ekle

Kaynak 1

Yeni yazılarımızın cihazınıza anlık bildirim olarak gelmesini ister misiniz? Bildirimlere Abone olun.

Cevap Ver

Yorumlarınızı Merak Ediyoruz.