Sponsor

Hidroelektrik Santrallerinin Zararları

0

Tüm canlıların ana ihtiyacı olan su bir enerji kaynağı ve para kazanma aracı olarak değil de bir yaşam kaynağı olarak görülmelidir. HES’lerle ilgili tüm belirsizlikler ve sorunlar çözülmeden HES projelerinin yapımına devam edilmesi geri dönülemez felaketlere neden olabilecektir.
Sorun Analizi ;
1-EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu)’na Lisans Başvurusu yapılan akarsularda, yerel kurum ve kuruluşlar ile halkın görüşleri alınmadan Lisanslar verilmektedir. Bu nedenle HES projelerinin tesisi söz konusu olduğunda sosyal ve teknik anlamda sorunlar doğmakta ve ilgili yerel idareler çözümü imkânsız problemlerle karşılaşmaktadır.
2-Planlanan bütün HES projeleri için en kritik konu; suyun ne kadarının kullanılacağı, sucul yaşamın ve diğer ekosistemlerin devamını sağlayacak ekolojik su ihtiyacının (cansuyu) miktarı ve bunun serbest bırakılmasıdır. Su Kullanım Anlaşması yapılırken bırakılacak ekolojik su miktarı (cansuyu), sulama suyu, içme suyu ve balık üretim çiftliklerinin ihtiyaç duydukları kullanım suyu konusu net değildir. Debiler, ay ve gün olarak belirlenmediğinden hangi zamanda ne kadar suyun bırakılacağı anlaşmalarda belirtilmemiştir. 
3-Fauna ve Flora zarar görecektir. Kara Avcılığı Kanunu, Bern Sözleşmesi, CITES Sözleşmesi gibi ulusal ve uluslararası sözleşmelerle koruma altında olan çeşitli yaban hayatı alanlarının, söz konusu çok sayıda HES tesisi/inşaatı nedeni ile, tahribine yol açacaktır. Böylece ulusal ve uluslararası hukuka aykırı hareket edilmiş olunacaktır.
4-Özellikle orman ve mera alanlarında oluşacak tahribat aynı zamanda yağış sularının sellere dönüşmesine ve toprakların erozyona uğrayıp taşınmasına sebep olacaktır.
5-Tünel Tipi su iletim hattı olan HES projelerinin çevreye daha az zarar vermekte olduğu tespit edilmiştir. Tünel tipi HES projelerinde zarar sadece cebri boru kısmında olmaktadır. Kanal tipi HES’lerde ise zarar projenin kapsadığı bütün alanlarda olmaktadır.
6-Yapılmakta olan tüm HES projelerinin arazi yüzeyindeki tahribi büyük olacaktır.  Mevcut yönetmeliğe göre, 0,5 MW gücün altında olan HES projeleri ÇED’e tabi değildir. Oysaki mevcut projelerin pek çoğu 10 MW’in altında olup ÇED sürecine tabi tutulmadan lisans almıştır veya alma aşamasındadır. Sözü edilen projeler inşa edildiğinde, bu tahribatın boyutu daha da büyüyecektir. 
7-Tünel veya kanal ile suyu aktarmak ve bu tesislerin kontrolü ile bakımını yapmak için dağlık arazide açılacak yarmalar toprak sızıntı suyunun, taban suyunun ve yeraltı suyunun yarmadan buharlaşmasına, bu suları kullanan orman ağaçlarının kurumasına, suların akış yönünün değişmesine ve bu sularla beslenen kaynakların da kurumasına sebep olacaktır. 
8-Enerji iletim hatları projelerden ayrı olarak, projeler bittikten sonra gündeme gelecektir.  İletim hatlarının nereden geçeceği, geçtiği alanda yaratacağı orman tahribatı projelerde yer almamıştır. Oysa bu hatların ulusal şebekeye bağlanacağı yere kadarki bölümde yaratacağı orman tahribatı çok yüksek düzeydedir. Yüksek gerilim hatlarının, dar vadilerde yerleşim alanlarının üzerinden geçmek zorunda kalması halinde, bunun insan yaşamına olumsuz etkileri olacaktır.
9-Yapılacak kanal, yol, tünel gibi inşaatlar ormanın bütünlüğünü bozacağı için  yaban hayvanlarının doğal yetişme ve yaşama alanları, çiftleşme, beslenme ve göç yolları zarar görecek veya tahrip edilecektir. 
10-Gerek yapım ve gerekse işletme sırasında doğacak sorunların denetim esasları ve denetim yapacak teşkilat net olarak belirlenmediği için yapılan faaliyetlerin denetimi mümkün olmamaktadır.
11-Yerel halkın kendi ihtiyaçları için yaptığı tarımsal faaliyetler ile sulu tarım için günümüzde ve gelecekte gereken su miktarı hesaba katılmamaktadır.
12-Alabalık Üretim çiftlikleri kısmen ya da tamamen zarar görecektir.
13-Bölgede arazi ve orman kadastrosu çalışmaları henüz bitmemiş olduğundan ve mülkiyet değerlendirilmesi sağlıklı bir şekilde yapılamadığından gerek vatandaşlar ve gerekse hazine mağur olacaktır.
14-Planlanmış olan proje kullanım alanlarında kültürel ve sosyal zararlar oluşacaktır.
15-E.P.D.K Yatırımcı kuruluşlara İnşaat süresi olarak en fazla 40 ay gibi kısa süre vermektedir. Bu süre ÇED Belgesi, İmar Planı, Mülkiyet konuları (Orman-Hazine tahsisleri ve şahıs arazileri satışı yada kiralanması), İnşaat ruhsatı gibi izinlerin alınmasına yetmemektedir. Ayrıca HES Projelerinin 1000 m rakım ve üzerinde olduğu hesap edilecek olursa yıllık inşaat süresinin kısalığı yatırımcıyı çıkmaza sürüklemektedir. Bu nedenlerden ötürü yatırımcı gerek imar ve gerekse inşaat ruhsatı almadan inşaata başlayabilmektedir, bu da sınırlı olan kontrolün de dışında bir uygulamaya yol açmaktadır.
16-Özellikle coğrafi yapı nedeniyle inşaat esnasında çıkan pasanın depolanacağı alan bulunamamakta, bu hafriyat alanına ormandan izin verilememekte, 1000 m rakım ve üstü alanlarda özel mülkiyete konu sahaların da (ki bu alanlar da Toprak Yasası nedeniyle amacı dışında kullanılamaz) az olması nedeniyle istem dışı ya da istem içi olarak hafriyat yamaçtan atılmakta ve asıl korunması gereken dere vadisi doldurulup tahrip edilmektedir.
17-ÇED Belgesinin alınması kati projenin hazırlanması ve İmar Planına esas teşkil edecek avan projesinin hazırlanması için sondaj sahası (Yükleme Havuzu, Santral binası alanı ve Regülâtör Sahaları) ve sondaj ulaşım yollarına Orman İdaresi tarafından izin verilmesi gerekmektedir. Bu izinler verildikten sonra Orman İdaresi güzergahta bulunan ağaçları kesmekte, yatırımcı kuruluş yol inşaatı yapmaktadır. Daha sonra imar planı çıkmakta ve ÇED alınmaktadır. Bazı durumlarda imar planında ve ÇED sürecinde sorun yaşandığında arazi yüzeyi gereksiz yere tahrip edilmektedir.
18-Gerek ekolojik su ihtiyacında (cansuyu) gerekse elektrik üretiminde kullanılan su kalitesinde olabilecek değişiklere ve bu değişikliklerin doğal su ekosistemlerine yapacağı olumsuz etkilere yeterince değinilmemektedir.
19-Proje alanları  jeolojik, topoğrafik, iklimsel özellikleriyle sel ve heyelan gibi afetlere  karşı son derece hassastır. Doğaya olan müdahaleler; bitki örtüsünün tahribinin (özellikle dik yamaçları tutan ormanların) yanında, dik yamaçlarda açılan yollar, taş ocaklarında yapılan patlatmaların yarattığı sarsıntılar, havzada eğim/anakaya/toprak ve su dengesini olumsuz ektileyecek veya yok edecektir. 
20-Projelerde binlerce ağaç yok  edilecektir. Projelerde kesilecek ağaç miktarları ve ekosistemin tahribatının maliyeti hiç dikkate alınmamaktadır. Kesilen ağaçların yerine yenilerini de yetiştirmek mümkün değildir. Tüm bunlar ormanın bütünlüğünün bozulmasına, toprağı koruyucu ve su üretici fonksiyonlarının yok edilmesine neden olacaktır.
21-Bölgede; biyolojik, estetik ve rekreatif zenginlikleriyle alternatif turizm etkinliklerinin yoğun bir şekilde yaşanacağı görülmektedir. Canlı ve cansız tüm varlıkları ile doğal bir peyzaja sahip bölgenin yapısının bozulabileceği,  bölgenin hızla gelişen eko-turizm potansiyelini ve dolayısıyla yöredeki insanların sosyo ekonomik yaşamlarını  olumsuz yönde etkileyebileceği göz ardı edilmektedir.
22-E.P.D.K ve DSİ Genel Müdürlüğü’nce gerekli izinler verilirken projeden etkilenecek halkın görüşleri sorulmamaktadır.
ÖNERİLER ;

  1. Proje yapılacak alanlarda bütüncül havza esaslı analize dayalı planlama yapılmalıdır. Bütüncül havza planlamaları çeşitli meslek disiplinleri ve sektörel temsilciler, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerini içine alarak oluşturulmalıdır.

2-HES projelerinin çevresel etkileri değerlendirilirken aynı akarsu üstünde yapılması planlanan projelerin toplam etkileri göz önünde bulundurularak ekolojik ağırlıklı bir değerlendirme yapılmalıdır.
3-HES uygulamalarının olumsuz etkilerinin minimize edilerek doğal ortamın ve hayatının korunması ancak ekolojik planlama, etkili denetim ve izleme çalışmalarıyla mümkün olacaktır. Yasa uygulayıcılarının ve sivil toplum ile yerel halkın proje başlangıcından işletme döneminin sonuna kadar gerekli önlemlerin alınması, çalışmaların izlenmesi ve kontrolünde etkili olarak görevlerini yerine getirmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
4-Projeler hazırlanırken yerel halk bilgilendirilerek görüşleri alınmalıdır.
5-Akarsu yatağına bırakılacak suyun belirlenmesinde ulusal bir yöntem geliştirilmelidir. Bu yöntem belirlenirken her akarsuyun kendi karakteristikleri ve çevresindeki ekosistemin özellikleri göz önünde bulundurulmalı ve bilimsel çalışmalara dayandırılmalıdır. Cansuyunun bırakılmasını ve zamanlamasını hangi kurumun kontrol edeceği ve yaptırım mekanizmaları netleştirilmelidir. İlgili kurum ve bağlı taşra teşkilatı yönetmelik ile yetkilendirilerek görevlendirilmelidir. Yöre halkının ve ilgili STK’ların da bu sürece dahil edilmesi gereklidir.
6-E.P.D.K. (*) DSİ Genel Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü gerekli izinleri vermeden mutlaka ilgili yerel kurum ve kuruluşlara bilgi vermeli ve ilgili kurumlardan görüş istemelidir. İlgili merkezi ve yerel kamu ve STK’ların vereceği görüş dikkate alınmalıdır.
7-Proje Tanıtım Dosyaları ve ÇED çalışmaları ölçüme dayalı yapılmalı ve uygulanabilir tedbirler konulmalıdır.
8-HES projesi yapılacak derelerde su tespiti yapılmalı, halkın mevsimsel su kullanım miktarı belirlenmelidir. Bu oranlar proje dosyalarında bırakılması planlanan cansuyu miktarları ile karşılaştırılıp, ekosistem ihtiyaçları da -taşkın alanları ile birlikte- dahil edilerek yeterliliği sorgulanmalıdır.
9-Söz konusu işler kapsamında DSİ ve şirketler tarafından karşılıklı imzalanmış olan Su Kullanımı Hakkı Anlaşmasında şirket yükümlülükleri başlığı altında belirtildiği şekilde :
“Hidroelektrik enerji üretim tesislerinin fizibilite raporu kapsamında olabilecek yetersiz etüt ve değerlendirmelerden dolayı ileriki safhalarda hidrolojik, jeolojik, teknik, çevresel, sosyal ve ekonomik yönden oluşabilecek her türlü olumsuz sonuçtan ve inşa edilecek tesisler ve yerleri ile ilgili olarak olumsuz bir durumun ortaya çıkması halinde yalnızca şirket sorumludur” ifadeleri gereğince HES inşaatları kapsamında ilgili firmalarca her türlü önlem zamanında alınmalı ve denetimi ilgili kurumlar tarafından takip edilmelidir. Yatırımcı Firmaların Su Kullanım Hakkı Anlaşması’nda belirtilen sorumluluklarının eksiksiz biçimde yerine getirmesi için gerekli mekanizmaların hayata geçirilmesi gereklidir.”
10-  HES projelerinden etkilenebilecek olan tarihi, kültürel ve doğal varlıklar  belirlenerek Bölge Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurullarına bildirilmelidir.

FavoriteLoadingFavorilere Ekle

Yeni yazılarımızın cihazınıza anlık bildirim olarak gelmesini ister misiniz? Bildirimlere Abone olun.

Cevap Ver

Yorumlarınızı Merak Ediyoruz.