Reklam Sponsoru

Saray Bahçesinden Öyküler “Def-İ Gam Hatun Çeşmesi”

0

Sponsor

Belki de dünyanın bir çok şehrinde zamanın izini kaybettirdiği, kapıdan içeri girdiğiniz anda kolunuzdaki saatin durduğunu düşündüren türde yerler vardır. Tarifi yalnızca yaşamakla mümkün olan.

İşte İstanbul’un İstanbul olduğu yerde, geçip giden günleri 400 yıldır seyreden Topkapı Sarayı da o adreslerden biridir. Öyle çok şey kaydetmiştir ki belleğine Ayasofya’yı geride bırakıp Bab-ı Hümayun’dan adım attığınızda tıpkı ihtiyar bir büyükanne gibi size hikayeler anlatmaya başlar. Mekanların,  ağaçların, yolların hatta alelade durduğunu düşündüğünüz bir taşın bile hatıraları vardır.

Çünkü her köşesi olması gerektiği gibi, tarihe yön veren köklü bir milletin benzersiz gelenekleriyle donatılmıştır.  Bir başka deyişle yaratılması yüzlerce yıl sürmüş göz kamaştırıcı, muazzam bir koleksiyondur Topkapı Sarayı.

Servilerin kuşattığı sade avluları ve ihtiyaçlar doğrultusunda günden güne şekillenen mekanlarıyla mütevazı bir şehre benzer ve bu şehrin her kapısı, ardında bir başka serüveni, bir başka öyküyü barındırır. Elbette kapılar, kokusu Edirne’den duyulan sümbülleri, eşi benzeri görülmemiş laleleri misafir eden avlulara açılırdı. Ancak bahçeler içlerinde bulundurdukları çiçeklerin yanı sıra tarih boyunca cülus ve bayramlaşma merasimleri gibi önemli devlet seremonilerine de sahne olurdu. Bu sebeple gezi boyunca basit gibi duran ama  belki önemli bir kurala dikkat çeken  çeşitli objelere rastlamak mümkün.

LALE BAHÇESİ / TOPKAPI SARAYI 2020

Babüsselam kapısındaki binek taşı mesela. Kapı eşiğiyle bütünleşmiş bu yekpare taş, İçeriye yalnızca padişahın at üzerinde girebildiğini, gelen misafirlerin attan inmeleri gerektiğini nazikçe ikaz ederdi. Ya da asırlardır gölgesi Babüssaade’ ye düşen yaşlı Çınar. Sultanın tahta çıktığı yerin sadece birkaç adım ötesinde yükselen bu devasa ağaç aynı zamanda padişahların cenaze namazlarının kılındığı noktadır ve gücün,  iktidarın ne kadar gelip geçici olduğunu hatırlatan sessiz bir manifestodur sanki.

Tabi bahçelere kadar sirayet etmiş tüm bu resmiyetin içinde 3. Avluda bulunan Def-i Gam Hatun Çeşmesi’nden de bahsetmek gerekir. Osmanlı Çeşme kültürünün en zarif örneklerinden biri olan Def-i Gam Hatun Çeşmesi; kitabesini üzerinde taşıyan derin bir su haznesi, haznenin üzerini örten küçük külahı ve kavisli su yalağıyla aslında çeşmeden ziyade sebildir.

Hatun Çeşmesi
DEF-İ GAM HATUN ÇEŞMESİ / TOPKAPI SARAYI 2021

Üstelik onu diğer eserlerden farklı kılan sadece fonksiyonu değil, sırlarını sonsuza kadar öğrenemeyeceğimiz Haremin, kulaktan kulağa yayılmış dramatik hikayelerinden birine sahip olmasıdır.

Hikayeye göre; Def-i Gam Hatun saraydaki cariyelerden biridir ve gönlünü Sultan 2. Mahmut’a kaptırmıştır. Haremin banyosunu temizlemekle görevlendirildiği günlerden bir gün aynaya sabunla “Sultanım sizi seven neylesin?” yazar. Sultan “Kendini beyan eylesin!” diye karşılık verir ona. Ardından “Ya korkuyorsa neylesin?” der cariye. Bu defa 2. Mahmut “Korkmasın beyan eylesin.” yazar. Tüm bunlardan cesaret bulan Def-i Gam hatun padişahın karşısına çıkmaya karar verir. Ancak duygularını, heyecanını taşıyamaz ve düşüp bayılır. Oracıkta can verir. Derler ki 2. Mahmut’ta onun hatırasına 3. Avluda, tam da kutsal emanetlerin bulunduğu has odanın karşısına bu küçük ve zarif hayratı yaptırır.

Elbette tüm bu anlatılanların bir harem masalı olma olasılığı çok yüksek. Çünkü Çeşme’yle ilgili kitabede  yazan Def-i Gam Hatun ismi ve 2. Mahmut’un yaptırdığı bilgisi haricinde bir malumat yok ancak gerçekliği şüpheli bu masum, yürek burkan öykü; eserin  mevcudiyetini farklı bir boyuta taşır ve bizi ona kupkuru gözlerle bakmaktan alıkoyar.

Yeni yazılarımızın cihazınıza anlık bildirim olarak gelmesini ister misiniz? Bildirimlere Abone olun.

Yorumlarınızı Merak Ediyoruz.