1. Ana Sayfa
  2. Kavramlar
  3. Yeşil Mimari ya da Green Architecture

Yeşil Mimari ya da Green Architecture

featured
Reklam Sponsoru

Yeşil Mimari yada Green Architecture günümüzde neredeyse her gün bir başka alanda karşımıza çıkmaktadır. Dergimizin ismiyle adaş olan bu ilk yazımız, mimarlık ve peyzaj mimarlığı mesleklerinin kesişim noktalarının belirtilmesine vesile olacaktır.
Yeşil; peyzaj denilince akla ilk gelen resmin rengidir. Günümüzde peyzaj kelimesi, birçoğumuz için “Yeşil” demektir. Mimarlık ise, mekan tasarlama işidir. Sınırları birçok kez bellidir. Geçmiş dönem, yeşil kavramını yok ettiğimiz, tüm alanların beton yığınlarıyla dolduğu bir dönem olmuştur. Geçmiş diyorum çünkü son yıllarda yapılan bu yanlışın farkına varılmış, zararın neresinden dönülürse kardır felsefesi uygulanmaya başlanmıştır.
Bu anlamda yeşil alanların, kent toplumunu oluşturan bireylerin yaşamları üzerindeki fizyolojik ve psikolojik yönden olumlu katkıları bu dönemde su yüzüne çıkmıştır. Başta büyük kentlerimiz olmak üzere, yerleşim birimleri yeşil alan ve rekreaktif alanlardan yoksun kalmaktadır. Gittikçe betonlaşan ve yeşilden yoksun kentlerde insan sağlığı, psikolojisi ve dünyanın geleceği açısından, yok edilen yeşilin tekrar yapılar arasında ve içerisinde kullanılması gerektiği bilinci doğmuştur. Bu nedenle kentsel rekreasyon alanları dışında, kentlerde yapı düşey ve yatay yüzleri, avlular ve balkonlar gibi potansiyel yeşil alan kullanım bölgeleri büyük önem kazanmıştır.

Kent ölçeğinde gittikçe azalan yeşili, mimari ölçekte artırmak için birçok ayrıntı çözümü geliştirilmektedir. Kentte azalan yeşil doku için etkin çözümlerden biri yitirilmiş olan bitki alanlarının, kendilerini yok eden yapıların üzerinde yeniden elde edilmesi yani çatıların-duvarların yeşillendirilmesi, iç bahçeler oluşturulması, dış bahçelerin zenginleştirilmesidir. Böylelikle yaşayan doğal çevreler oluşmaktadır. Ancak bu oluşumların gerçekten doğru uygulanması ve zamanında kontrolüyle insan için faydası olabilmektedir. Yoksa insanoğlunu beton yığınına boğarken sadece yapmış olmak adına yapılmış bahçelerin içinde yaşatmak yanlıştır, olmamalıdır.

Bunun yanında Yeşil Mimari denilince aklımıza hemen yeşilin çağrıştırması bitkiler geliyor. Çiçekler, ağaçlar  ve yaşayan organizmalarla yapılarımızın nasıl buluşturulacağını düşünüyoruz. Aslında bir çok tanıma göre Yeşil Mimari; yeşil ile yapılarımızın nasıl buluşacağının yanı sıra yapılarımızı geleceğe dönük, var olan düzen içerisinde nasıl yaşatacağımızdır. Kendi enerjisini kendisinin üretebildiği yada minumum düzeyde dışardan faydalandığı, yapılırken doğal malzemelerin tercih edildiği, çevreye minumum zarar veren yapılar olması düşünülmektedir.

Bir başka tanıma göre yeşil mimari; bir yapının yerleşiminden tasarımına, inşaasına, işletmesine, bakımına, yenilenmesine ve sökülümüne kadar olan yaşam döngüsü boyunca çevresel olarak sorumlu olması; sütrüktürel sistemler oluşturulması deneyimidir. Bu oluşum klasik bina tasarımına ait olan ekonomi, yarar, dayanıklılık, konfor ile gelişir ve tamamlanır. Yeşil mimari aynı zamanda sürdürülebilir yapı olarakta bilinmektedir.

Görülmektedir ki; yeşil mimari için yaptığımız her bir tanım yeni bir tanıma yol açmaktadır. Mimarlık adına yeni bir dönemin başladığı son yıllarda yeşil mimari sürdürülebilir kavramının içerisinde de yer almaktadır. Sürdürülebilirlik; geçmişten alıp geleceğe devretme işidir. Amaç bu devredişin doğru sağlıklı ve yaşanabilir olmasıdır.
 
Tanımlar çoğaldıkça işin özü daha çok anlaşılmaktadır. Nerde?, nasıl?, daha çok ne yapabiliriz ? sorularına cevaplarımız çoğalmaktadır. Bizlerde bu anlamda mimarlar, şehir plancıları ve peyzaj mimarları olarak geleceğe dönük yapılar üretmek için hep beraber doğru bir döngü içerisinde çalışarak kendimizi elimizden geleni yapmak zorunda hissetmeliyiz.
 

Yeşil ile beraber yaşayan ve yaşatan bir Mimarlık adına


Nimet AKBIYIK

Mimar / İSTANBUL

Reklam Sponsoru

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Yeşil Mimari 2012-2013 yıllarında 4 sayı olarak Mehmet Emin DAŞ editörlüğünde çıkarılmış bir Peyzaj Mimarlığı dergisidir.

Yorum Yap