1. Ana Sayfa
  2. Bitki Dünyası
  3. Defne Ağacının Mitolojik Hikayesi

Defne Ağacının Mitolojik Hikayesi

featured
Reklam Sponsoru

“Ve tüm tanrılar seninle birlikte olsun! Kılıcının üzerine otur, işte defne zaferi! Ve pürüzsüz başarı ayaklarının önüne serilsin!”

Kleopatra’nın Anthony’e seslenişi, Perde I, Sahne III, ‘Anthony ve Kleopatra’, Shakespeare

Doğanın ve bileşenlerinin Tanrılar tarafından insanlığa armağan olarak atfedildiği inancına sahip olan Antik topluluklardan beri, bitkilerin mitolojik hikayelerde farklı anlamlar yüklenerek yer aldığı ve tanrısallaştırılarak olaylarla özdeşleştirildiği görülür. Yer aldığı kültürün gelenek ve inançlarını yansıtan bu mitolojik hikayelerde bitkiler, kimi zaman başarı, zafer, kahramanlık, alimlik kimi zamansa güzellik, merhamet, aşk, ölümsüzlük gibi kavramları sembolize eder.  

Birçok mitte herdem yeşil kalmasıyla ölümsüzlüğü, yenilebilir meyveleriyle bolluk ve bereketi, güneş ışığını sevmesiyle tanrı Apollon’u, yapraklarının çelenk süslemelerinde zaferlerle ve kahramanlıklarla birleşmiş erdemi simgelemesiyle Defne Ağacı (Laurus nobilis), Antik Yunan başta olmak üzere birçok toplulukta önemli bir rol oynar.

Reklam Sponsoru

Bu yazımızda Akdeniz çevresi ülkelerin kültüründe geniş bir yer tutan, Latince övgü (laus) ile asil (nobilis) anlamlarına gelen ve aromatik tıbbi bir bitki türü olan defnenin, güneş, sanat, kehanet tanrısı Apollon ile güzeller güzeli bir nympha olan Daphne (Defne)’nin arasında geçen platonik bir aşkın hikayesini ve bu hikâyenin farklı kültürlere yansımalarını sizler için inceledik. Keyifli okumalar dileriz.  

Bu hikâyenin başlangıcı Afrodit’in oğlu Eros ile Apollon arasında geçen ok atma kavgasına dayanır. Apollon bir gün ok atıcılığıyla ünlü olan Eros’u talim yaparken izler ve onunla alay eder. Bunun üzerine, çok sinirlenen Eros intikam için biri saplandığı kişiye tutku ve sonsuz aşk veren, diğeri ise saplandığı kişiyi aşk ve tutkudan tamamen uzaklaştıran altın suyuna batırılmış iki ok hazırlar. Sonsuz aşk veren ok Apollon’un, diğer ok ise kendini Toprak Ana Gaia’ya adayan su perisi Daphne’nin kalbine saplanır. Bir gün Daphne ormanda gezerken Apollon ile karşılaşır ve Apollon kendisine umutsuzca âşık olur; ancak, bakirelik yemini eden Daphne, Apollon’un hislerine karşılık vermez ve ondan kaçmaya başlar. Daha fazla kaçamayacağını anlayan Daphne, nehir tanrısı olan babası Peneios’tan, “Akarsularının ilahi gücü varsa beni yaralayan güzelliği yok et ya da hayatımı yok eden bedeni değiştir” diyerek yardım dilenir. Apollon Daphne’yi yakalayıp tam ona sarılacağı anda Peneios, Daphne’yi defne ağacına dönüştürür. Kollarının arasında bir ağaçla karşılaşan Apollon hayal kırıklığıyla “benim olamadan kaybettim seni” diyerek Daphne’yi unutmayacağına yemin eder ve “Bundan sonra benim ağacım defne ağacıdır, savaşlarda kazananlar bu ağacın yapraklarından çelenkler taksın başlarına… Şarkılarda, şiirlerde adımız yan yana geçsin” diyerek ağaçtan kopardığı yaprak ve dallarla kendine başından hiçbir zaman çıkarmadığı tacını yapar (Metamorfozlar, Ovid, s. 557–559). Böylelikle defne ağacı Apollon’un sevgisinin ve sadakatinin sembolü olur ve şarkı, şiir, galibiyetlere adanır.

Zaman zaman bazı kaynaklarda Apollon ve Daphne mitinde farklılıklar gözlenir. Bunlardan biri Daphne’nin Yunan toprak tanrısı Gaia’dan yardım dilediği; bir diğeri ise Apollon’un aşkına karşılık bulamayınca sinirlenip Daphne’yi kendinin defne ağacına dönüştürdüğüdür. Daha az bilinen bir başka Apollon ve Daphne mitine göre ise, Elis kralının oğlu Leukippos, Daphne’ye âşık olur ve ona yaklaşabilmek için kadın kılığına girerek arkadaşlarının arasına girer. Daphne’nin kadın kılığındaki Leukippos’u çok sevmesi Apollon’u öfkelendirir. Apollon onun hilesini bozmaya karar vererek Daphne ve arkadaşlarında su kenarına gidip yıkanmaları isteğini uyandırır. Kızların zorlamasıyla soyunan Leukippos’un erkek olduğunun anlaşılması üzerine kızlar tam ona saldıracakken tanrılar Leukippos’u görünmez kılarak korurlar. Apollon ise Daphne’nin peşine düşer; ancak, Daphne yakalanmamak için o kadar çok yalvarır ki, sonunda göklerin tanrısı Zeus ona acıyarak genç kızı defne ağacına dönüştürür (Grimal, 1997). 

Defne Ağacının Kültürel Yansımaları

Muhteşem kokusu ve güzel görünümüyle birçok uygarlıkta yer edinen nadir bitkilerden olan defne kimi zaman benzer kimi zamansa farklı anlamları sembolize ederken farklı kültürler arasında bir köprü kurarak günlük hayatta çeşitli kullanımlarda karşımıza çıkar.  

1. Antik Yunan Kültüründe Defne

Antik Yunan kültüründe Apollon ile özdeşleştirilen defne ağacının tanrısallaştırılmasındaki neden Apollon ve Daphne mitinin yanısıra Yunan tanrılarına ibadet edilen ve kehanet merkezi görevi üstlenen Delphi Tapınağı (Apollon Tapınağı)’nın çevresinin defne ağaçlarıyla sarılmış olmasıdır. Ruhlara inancın yaygın olduğu bu antik dönemde, tanrıların öfkelerinden ve ölülerin kötü ruhlarından halkın kendisini, evlerini, sürülerini korumak ve onları uzak tutmak için defne ağacının yapraklarının kullanıldığı ayinler ve arınma törenleri düzenlenmiştir. Aynı zamanda, Yunan kahinleri Apollon’un kehanet gücünden faydalanmak için kehanette bulunmadan evvel dini ve ruhi bir misyon yüklenen defne ağacının yapraklarını çiğneyip istiareye yatmışlar ve halkın dileklerini yerine getirmeye çalışmışlardır. Kâhinden gelecek vaat eden cevabı alanlar ise Apollon’un iyiliğinin sembolü olarak defne çelengi ile taçlandırılmışlardır. Üniversitelerdeki alimlere de bilgelik sembolü olarak defne yapraklarından ve dallarından yapılmış taçların armağan edilmesi bu ödül sisteminin yansımasıdır.

Kehanet ve bilgeliği temsil eden defne çelengi (defne tacı) aynı zamanda en yüksek statü göstergesi olarak Antik Yunan’da ‘Daphnephoros’ adıyla da bilinen Apollon’un onuruna adanmış kutsal festival ve oyunlarda da kendini gösterir. Bunlar arasından her 9 yılda bir kutlanan Daphnephoria (Defne Taşıyanlar) Festivali ile birlikte tarihte en çok uygarlıklar arasında dönemsel ateşkes ortamı oluşturan Pythian Oyunları (Delphi Oyunları) ile dikkat çeker. M.Ö. 6 – 4. yüzyıllar arasında her 4 yılda bir Delphi Tapınağı’nda, dönemin en ihtişamlı oyunu olan Antik Olimpiyat Oyunlarından 2 yıl önce ve sonra oynanan sportif, sanatsal ve kültürel etkinliklere dayalı Pythian Oyunları’nda defne çelengi kahramanlık, zafer, barış ve sanatı sembolize eder. Bugünkü modern olimpiyat oyunlarının öncülü kabul edilen Pythian Oyunları, Toprak Ana Gaia tarafından yaratılan ve insanlar için tehdit oluşturan efsanevi yılan Python’un Apollon tarafından öldürülmesi ve Delphi kehanetinin kurulmasına dayanır. Tanrısal varlık Python’u öldürmesiyle tanrılara karşı bir suç işleyen Apollon’un defne yapraklarıyla kendini arındırması ve ölümün bedelini ödemek için bu oyunları yaratması ile defne ağacı bir kez daha Tanrısal arınmanın temsili ve oyunda başarılı olanları kahramanlaştıran bir galibiyet ödülü olarak yer almıştır. 

Öte yandan, geniş bir coğrafik yayılım gösteren ve yaz-kış yeşil kalmasıyla canlılığını muhafaza eden defne ağacı, antik topluluklarda ölümsüzlüğün sembolü olup insanın bilincini ve kişiliğini taşıdığına inanılan ruhların ölümden sonra, yalnızca bir elbise olarak cisimleştirilen bedenden ayrılarak öbür alem veya ahiret olarak adlandırılan yerde yaşamını sürdürebilmesi için cenaze törenlerinde, mezar taşlarında veya mezar odalarında motif olarak yer almıştır. Ölümsüzlük sunmasının yanında defnenin her şeye kadir olduğuna inanılan iyileştirici, onarıcı gücüyle ağrılar, yaralar, iltihaplar, zehirli hayvan ısırıkları gibi birçok hastalıkların tedavisinde, sabun, parfüm yapımında ve ilaçların hammaddesinde 12 ana içerikten biri olarak kullanılmıştır. Bu kullanım günümüze kadar devam etmiş ve alternatif tıpta önemli bir yere sahip olmuştur. 

2. Roma Kültüründe Defne

“Kollar yerini cübbeye bıraksın, savaşçıların defnesi hatip diline yol versin.”

Yazar, hatip, politikacı Marcus Tullius Cicero (M.Ö. 106 – 43) 

Hristiyanlığı kabul etmeden önce Antik Yunan geleneklerinden etkilenen ve farklı bir dini inanca sahip olan Roma Krallığı’ndan itibaren Roma İmparatorluğu’nda defne ağacı yaprakları ve dallarıyla bolluk, bereket, sağlık, müjde, özgürlük, barış, askeri zafer, statü gibi birçok kavramı temsil etmesiyle günlük yaşamda çok önemli bir yer edinir. Örneğin halkın her yıl mart ayının birinci günü bolluk, bereket, sağlık getirsin diye evlerinin kapılarına defne dalı asmaları; savaş esnasında tarafların ateşkes istemek için defne dalını sallamaları; zaferle dönen askerlerin defne çelenkleriyle ödüllendirilmeleri; sempozyum, festival, bayram, Tanrılara adak adama gibi etkinliklerde bilge, şair ve yazarların defne tacı takmaları; kralların başka krallardan asker dilerken defne dalları ve yapraklarıyla dolu sepet göndermeleri veya yönetimin barış dönemine girildiğini Roma tanrısı Jüpiter’in kucağına defne dalı koyarak halka ilan etmeleri gibi birçok gelenek defnenin erken dönemlerde günlük yaşamdaki kullanımlarını vurgular. 

Defne, ilk Roma imparatoru Sezar Augustus ile beraber imparatorluk döneminde de önemli bir konumdadır. Augustus’un Roma’daki Palatine Tepesi’nde bulunan ve kendisinin yaptırdığı Apollon Palatinus Tapınağı’na bağlı olan malikanesinin girişini çevreleyen defne ağaçları, kendisinin Apollon ile yakın ruhani ilişkisini betimlerken; bir kartalın gagasından düştüğü halde hiçbir zarar görmeyen tavuğun ağzındaki defne dalının Augustus’un eşi ve Roma’nın ilk imparatoriçesi Livia tarafından malikanesinin zeminine dikilmesi hikayesi ise defnenin mucize ile özdeşleştirildiğini ve kendisine kutsal bir özellik atfedildiğini gösterir. Bu dikilen dalın büyük bir ağaca dönüşerek defne ağaçlarından oluşan koruyu beslediği ve alınan her bir zaferle çoğaldığı rivayeti ise defnenin bereket ve askeri zaferle ilişkilendirildiği ve Antik Yunan’da olduğu gibi hanedanlık boyunca krallık defnesi / Augusta defnesi olarak da adlandırılan bu ağacın yapraklarından elde edilen tacın savaşlardaki zaferin ve beraberinde getirdiği siyasi başarının temsili olarak kullanıldığı görülür. Bu nedenledir ki Roma İmparatorluğu’nun zafer arzusu imparatorların başlarında defne çelengi ile tasvir edilmesi ve tasvirlerinin sikkelerin, madalyaların üzerine basılması geleneğini beraberinde getirmiştir. Yenilmez Romalı liderlerin ihtişamından esinlenerek onların başarısına ulaşma arzusu ile gücünü ve otoritesini tüm dünyaya duyurmak isteyen Fransız lider Napolyon da defne çelengi geleneğini sürdürmüş ve resimlerde, heykellerde, sikkelerde kendini başında defne yaprakları ile göstermiştir.   

Öte yandan Romalılar, kolay yanmama ve yandığı zamansa yüksek sesle çıtırdama özelliğine sahip olan defne ağacının içinde ‘cennetsel ateş iblisi’ olarak adlandırdıkları varlığın yaşadığına ve bu nedenle Tanrıların öfkesinden kaynaklandığına inanılan ateş, şimşek, yıldırım gibi yanıcı dış tehditlere karşı ağacın bağışıklığı olduğuna inanmışlardır. İkinci Roma imparatoru Tiberius’un fırtınalı havalarda defne çelengi takması veya evlerin, tapınakların defne ağaçlarıyla donatılması bu inanıştan ötürü Romalıların aldığı korunma yöntemlerindendir. Romalı yazar, doğa bilimci ve filozofu Gaius Plinius Secundus (Pliny the Elder) doğal ve coğrafi olayların araştırmalarının yer aldığı Naturalis Historia (Doğa Tarihi) adlı eserinde defnenin kültürel değerine değinerek sunaklarda ateş yakmak ya da tanrılara sunulmak için bile kullanımının yasaklandığını çünkü defnenin bu tür muameleleri çıtırdayarak protesto ettiğini belirtir. Buna ek olarak Pliny the Elder, defne yağının felç, spazm, siyatik, morluk, baş ağrısı, nezle, kulak enfeksiyonları, romatizma gibi rahatsızlıkları tedavi ettiğinden, hamamlarda masaj yağı olarak kullanıldığından ve kişiye güç, kuvvet vermesi için de erkek adı olarak (Laurea) tercih edilen tek ağaç olduğundan bahseder. Ayrıca yine Roma’da defnenin özellikle imparator ve yüksek zümredeki bürokratların konaklarını çeşitli formlarıyla süsleyen popüler bir bahçe bitkisi olduğu antik yazarların anlatımlarından bilinirken duvar resimleri, mozaikler ve mimaride de yer aldığı görülür.  

3. Anadolu Kültüründe Defne

Antik Yunan ve Roma’da önemli bir konuma sahip olan defne ağacı, Osmanlı dönemi Anadolu’da efe ve zeybek kültüründe totem niteliğindeki kutsal ağaç olarak kendini göstermeye devam eder. Akdeniz bölgesine özgü yetişen bu güzel kokulu ve yemyeşil yapraklı bitki, zeybekler arasında ‘teknel’ ya da ‘ölüm ağacı’ adıyla vefakarlığın ve sadakatin sembolü olarak anılırken zeybekliğe terfi törenlerinin merkezi olarak da konumlanır. Bu törenler sırasında, zeybek adayı defne ağacı çevresinde toplanan diğer zeybeklerin arasında ayakta durur, törenin sonuna doğru zeybeklerin başı efe, yatağanını defne ağacına saplar ve ‘Sözünde durmayanın şu yatağan böğrüne batsın mı?’ diye sorar. Bu soruya ‘Evet’ diyerek yatağanın altından 7 kere geçen zeybek adayı gruba kabul edilir ve efe yatağanını ağaçtan çektikten sonra tören tamamlanır. Tören sonunda defne ağacı ile özdeşleştirilen zeybek adayı ihanetinin bedelinin ölüm olacağını bilerek sadakat yemini etmiş olur. Ağacın keskin ve uyarıcı kokusu, Akdeniz kıyılarında ve dağlarında gezen zeybeklerin törende verdikleri sözlerini kendilerine hatırlatır ve mesajın asla unutulmamasını sağlar. 

Rivayete göre Antik çağlardan beri bilinen Apollon ve Daphne miti defne ağaçları arasından akan şelalelerin bulunduğu Hatay’daki meşhur Harbiye Şelaleleri (halk arasında ‘Apollon’un Gözyaşları’)’nde gerçekleşir ve Hatay’ın Defne ilçesinin bugünkü ismi de Daphne’den gelir. Bu geçmiş, farklı kültürleri birbirine bağlarken Akdeniz’in özgün florasıyla Efe geleneğindeki ritüel uygulamalarını da ilişkilendirmiştir. Zira Daphne, Apollon’dan kurtulmak ve bakire kalabilmek için defne ağacına dönüşürken, efenin izni olmadan evlenemeyip belli bir amaç için fedakarlıkta bulunarak bakir kalmayı tercih eden zeybeklerle paralellik gösterir. Bu dönemde, kutsallaşan defne ağacının kesilmesi ve yakılması hem yasak hem günah olarak kabul edilirken bu ağacın yetiştiği yerlerin bereketli olduğuna inanmışlardır. Bu yüzden, Roma döneminde Hatay’daki Harbiye dolayları ve defne ormanlarına girilmesini yasaklandığı gibi Anadolulular da ağaca zarar vermemek için yetiştiği yerlere zorunlu olmadıkça girmemişler; ağacın meyvelerini de kutsal saydıkları için zeybekler yatağanlarına bu meyveleri sürmüşler, böylelikle tehditlere karşı korunacaklarını ve yatağanlarının güçlü kalacaklarını düşünmüşlerdir. 

Öte yandan, kutsal saydıkları bu tıbbi bitkiyi her derde deva görerek kas ve eklem hastalıkları gibi birçok hastalığın tedavisinde ve dallarının kabukları soyulmak suretiyle nazarlık yapımında kullanmışlardır. Kokulu ve aromatik bir bitki olmasıyla da yaprak ve meyveleri kozmetik, sabun ve boya endüstrisinde önemli bir yere sahip olmuştur. Türkiye’de özellikle Hatay ilinde çok sayıda defne ağacı bulunması Hatay defne sabunlarının ünlenmesine, etkili kokusundan dolayı arı petekleri, elbise, halı, kilimlerin güveden korunmasında kullanılmasına, çamaşırların güzel kokması ve yemeklere koku, tat vermesi için baharat olarak tercih edilmesine neden olmuştur. Anadolu’da geniş ve çeşitli kullanım alanlarına sahip olması defne ihracatında Türkiye’yi dünyada ilk sıraya taşımıştır (yaklaşık %80 ihracat payı). 

Geçmişten günümüze, sürekli ün veya tanınma için tamamen geçmişte kalan başarılara güvenen bir kişiye atıfta bulunurken ‘defne üzerinde durmak’ veya rütbeyi rekabette kaybetmemeye dikkat etmek anlamında ‘defnelerine bakmak’ şeklinde deyimleşmesiyle çeşitli anlam ve kullanım misyonu yüklenen defne, günümüzde Apollon’nun zafer, merhamet, sadakat kavramlarını temsil etmesiyle şairlerin ve dolayısıyla akademisyenlerin gözdesi haline gelerek özellikle İtalyan, Fransız ve bazı Amerikan okullarında lisans, yüksek lisans, doktora diploma törenlerinde ödül tacı olarak uzmanlık derecelerini sembolize etmek için kullanılmaktadır.  

Defnenin Antik dönemden beri günlük hayatın her alanında olmasına karşın zeytinyağının faydalarının keşfedilmesiyle zaman içerisinde gözden düşmeye ve neredeyse zeytin ağacının yaprakları defnenin yerini almaya başlamıştır. İlgilenirseniz zeytin ağacı hakkındaki yazımızı da okuyabilirsiniz.

Kaynak:

  1. https://mitolojikagaclar.com/defne/
  2. https://www.eol.org/pages/486835/articles 
  3. https://www.jstor.org/stable/288655?seq=3#metadata_info_tab_contents
  4. http://imakelma.com/books/53/www.liza-kliko.com/laurel-wreath/france.htm 
  5. https://www.antakyabakkali.com/blog/icerik/defne-agacinin-mitolojik-hikayesi 
  6. http://apelasyon.com/Yazi/540-guzeller-guzeli-bir-nympha-defne?bul=Fig
  7. https://useum.org/artwork/Apollo-and-Daphne-John-William-Waterhouse-1908 
  8. https://semrabayraktar.blogspot.com/2013/08/anadolu-kulturunde-defne-agaci.html 
  9. http://buhurdanllik.blogspot.com/2018/06/gian-lorenzo-bernini-apollo-and-daphne.html 
  10. https://www.konusanagac.com/konusan-agac/142/akdeniz-defnesi-laurus-nobilis.html 
  11. https://docplayer.biz.tr/162303780-Bitki-mitoslari-s-e-l-y-a-y-in-c-il-ik.html 
  12. https://www.gidahatti.com/defne-laurus-nobilis-l-hem-bar-s-n-hem-de-zaferin-simgesi-28430/ 
  13. https://kocaelibitkileri.com/laurus-nobilis/ 
  14. https://azbitki.com/defne-agaci-laurus-nobilis 
  15. https://en.wikipedia.org/wiki/Laurel_wreath 
  16. https://en.wikipedia.org/wiki/Pythian_Games 
  17. https://www.britannica.com/sports/Pythian-Games 

Yorum Yap

Yazar Hakkında

İstanbul Teknik Üniversitesi Peyzaj Mimarlığından mezun ve Kentsel Tasarımda yüksek lisans yapıyor. Araştırma, sanat, resim özellikle karakalem ve dans tutkunu...

Yorum Yap