Sponsor

Şehir Planlamada Atatürk Çizgileri

0

Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda, özellikle kırsal alanlarda yaşayan, savaştan çıkmış fakir ve yorgun bir halk vardı. Kentler arasında ulaşım zor, insanların birbirine olan iletişime çok güçtü. Cumhuriyetimizin kurucusu ve özgürlüğümüzün mimarı Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk, Savaştan çıkmış, yıkık ve yorgun bir ülkeyi yeniden ayaklandırma ve gelecek nesillere yaşanabilir bir Türkiye bırakabilmek için, çalışmalarına hızlı bir şekilde başladı.

“Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır”

Mustafa Kemal atatürk

Sözlerinde belirttiği vizyon ile daha yaşanabilir ve Cumhuriyet esaslarına dayalı kent tasarımlarına başlamıştır. Tasarımdaki düşüncelerinde de ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu açıkça gözler önüne sermiştir. Bu nedenle şehircilik ve kentleşme yönünde de ciddi anlamda yenilik ve değişiklikler yapmış, ileride karşılaşılabilecek her türlü sorunu öngörmüştür.

atatürk

Yüce Atatürk Türk halkını çok iyi tanıyan, görüş ve önerilerine önem veren bir liderdi. Bu nedenle yeni şehircilik anlayışında, şehirciliğin sadece mimarlık ve mühendislik üzerine kurulu bir olgu olmadığı kavramını bize göstermiştir. İyi bir şehir plancısının en başta tasarım yapacağı çevreyi, halkı çok iyi gözlemlemesi gerektiğini, orada yaşayan halkın sosyolojik ve yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmak gerektiğini önemle vurgulamıştır.  Osmanlı döneminde, şehircilik anlamında yerel düşünce söz konusu değildi. Yerel düşünce mantığı ile hareket ederek, şehirleşmenin köyden, kente ordan da ülkeye yayılan bir kavram olduğu gerçeğini anlamamızı sağlamıştır. Bu nedenle kırsal kesimlerde planlama yaparken daha çok yetiştiricilik ve hayvancılık alanları tasarlanırken, kentsel tasarımlarda üretime yönelik çalışmalar yapılmıştır. Düzgün kent yapısı, simetrik yollar ve karmaşık olmayan yapı tasarımlarının tümevarım yöntemi ile parçalar halinde tasarlanarak birleştirilmesi sonucu daha yaşanabilir ve düzenli kent yaşamlarının oluşturulması için çalışmalarına başlamıştır. Bunun en güzel örneği de “İdeal Cumhuriyet Köyü” projesidir.

1933 te çıkarılan yasalar ve çağdaş bir Türkiye ideolojisi ile, ülke çapında tasarım ve yapım çalışmalarına başlanmıştır. Daha sonra tasarım ve planlamanın hukuki çerçevesi belirlenmiş, Devletçilik ve Halkçılık ilkelerine bağlı kalınarak tasarımlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Yeni kent yapıları ve tasarımlar ortaya çıkarken, dil ve kültür konularının çok önemli olduğunu bize göstermiştir. Yapılan tasarımlarda, yaşayacak insanların geçmiş ve kendi öz değerlerine bağlı kalarak farklılıkları dışlamadan kabullenebileceği yeni kent tasarımları şekillenmiştir.

“Güzel sanatlar terimini, Türkler zannediyorum pek haklı olarak 1-Musiki, 2-Resim, 3-Heykeltraşlık, 4-Edebiyat, 5-Mimarlık, 6-Rakstan oluşmuş saymışlardır. Bu dal, insan topluluklarının yüksek niteliğini belirlemede çok büyük önem taşır. Bu yüksek kıymet, yüksek incelik, maharet, ince kabiliyet ve işte bunların hepsini yapabilmek, sanatkârlığın birleşmiş ifadesidir. Bu mesele üzerinde bizim de, çocuklarımızın da esaslı olarak durmanız lâzımdır.”

1936 (Cevat Abbas Gürer, Cumhuriyet gazetesi, 10.11.1941) Atatürk tarafından yazdırılmıştır.

Atatürk tarafından kaleme alınıp yazılan bu yazı neticesinde, mimarlık yapı ve şehircilik kendi içinde tek başına unsurlar olarak değil, bir sanat akımı olarak tüm prensiplerin birleştirilmesi ile tasarlanması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu nedenle tasarım ve inşaatı günümüz Türkiye’sinden farklı olarak bir rant aracı olarak değil yaşanabilir ve sanatsal değeri olan kentler olarak düşünmüştür. Tasarımda daha sanatsal, kalıcı ve dünya çapında yankı bulacak mimari eserlerin yapılması ve uygulanmasına önem verilmiştir.  

Ülkemizde yaşanan, göçler ve doğal afetler neticesinde yaşanan kültürel değişimlerin sonucunda ortaya çıkan çarpık kentleşme, Yüce Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şehircilik ve tasarım anlamında bize çizdiği yoldan çok farklı bir yola girmemize sebep olmuştur. Üretimi destekleyecek kırsal planlama tam anlamıyla yok olmuş ve şehirlerin çarpık şekilde planlanmasına sebep olmuştur. Şehre göçün sonucu olarak rant sistemi doğmuş ve rant ve çıkar üzerine kurulu bir planlama sistemi oraya çıkmıştır. Sürdürülebilirlik ve çevreci tasarım kavramlarından uzaklaşılmış hatta insanların birbirleri ile olan etkileşimlerini zayıflatacak büyük apartman daireleri tasarımları hız kazanmıştır.

Vefatının 82. yıl dönümünde onu saygıyla anıyor ve bize çizdiği bu çizgiden daha fazla uzaklaşmadan üretim ve sosyal hayata yönelik tasarımlarımızla yön veremiz, mirasına sahip çıkmamızı diliyorum.

FavoriteLoadingFavorilere Ekle

Yeni yazılarımızın cihazınıza anlık bildirim olarak gelmesini ister misiniz? Bildirimlere Abone olun.

Cevap Ver

Yorumlarınızı Merak Ediyoruz.