1. Ana Sayfa
  2. Kavramlar
  3. Su Krizinin Çarpıcı Gerçekleri ve 25 Litre Belgeseli

Su Krizinin Çarpıcı Gerçekleri ve 25 Litre Belgeseli

featured
Reklam Sponsoru

Hepimiz bir şekilde “su kıtlığı” veya “su krizi” kavramlarını televizyonlardan, filmlerden, okuldan ve belgesellerden duyduk.  Fakat gerçekten yaşamın kaynağı olan ve yerine başka hiçbir şey konulamayan suyun öneminin farkında mıyız? Suyun gerçekten de sınırlı bir kaynak olduğunu unutuyor muyuz? Yakında “sudan ucuz” deyimi, suyun savaş çıkaracak kadar önemli olması nedeniyle tarih mi olacak? Bu yazımda Türkiye’den oyuncularla çekilmiş ve su krizinin Türkiye’deki durumunu anlatan 25 Litre belgeselinden bahsetmek istedim.

Su Krizi Nedir?

Dünya’ya bakıldığında %71’i su, %29’u karadır. Ne yazık ki insanoğlu ihtiyaçlarını karşılamak için bu %71’lik dilimin tamamını kullanamaz. Dünya haritası göz önüne getirildiğinde görülen maviliklerin sadece %2,5’i tatlı sudur. Bu suyun %70’i buzullar içinde saklıdır.

Yerküre üzerindeki suyun tamamı 5 litrelik bir şişeye konacak olsa, biz insanların erişebileceği tatlı su miktarı, yalnızca 1 yemek kaşığına denk gelir.

Reklam Sponsoru

Başka bir deyişle, erişilebilir tatlı su miktarı, dünyanın toplam su varlığının yüzde 1’inden bile azdır.(1)

Su Krizinin Etkileri

Bütün dünya suyu tarımda, endüstride ve insani ihtiyaçlarla (içme, temizlik vb.) kullanmaktadır. Fakat kullanılabilir su kaynakları sandığımız gibi sınırsız değil. Üstelik Güneş Sistemi’ndeki diğer 63 gök cisminden hiçbirinde yaşamın temel şartı olan suyun bulunmadığını biliyor muydunuz? En azından içilebilir kalitede başka hiçbir gezegende yok.

İşte bu sebeplerle artan nüfusu ve su kaynaklarının her geçen gün tükendiğini de göz önünde bulundurursak günümüzde suyun tasarrufu ve kullanımının kontrol altına alınması hayati önem taşıyor.

Şu anda bile  bir milyarı aşkın kişi, temiz içme suyuna ulaşamıyor. Bununla beraber World Resources Institute’da yer alan bilgiye göre 2025 yılına kadar 3,5 milyar insan su kıtlığı yaşayabilir.(2)

Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan rapora göre ise dünyada 50’den fazla ülkede 500 kent bu tarihte su kıtlığı  yaşayacak. (3)

Su krizi: sular çekiliyor, göller kuruyor. Tatlı su kaynaklarımız birer birer yok oluyor.

Yazının devamında daha şimdiden su kıtlığı sebebiyle sıkıntılar yaşayan ve birçok yaptırıma giden kentlere bakalım. Su kuyrukları, duş almayı bırakan insanlar, su kaynaklarının başına nöbetçi polis konulması, günlük su tüketim sınırı… Bunlar artık bir distopya değil, bazı kentlerde yaşanmaya başlandı bile.

Dünyada Su Krizi: Su Kıtlığından En Çok Etkilenen Kentler

Güney Afrika’daki Cape town: En önce etkilenen kentlerden biri. Burada yöneticiler fazla su tüketiminin önüne geçmek için suyun tükeneceği gün olarak hesaplanan 22 Nisan’ı “Sıfır Günü” ilan ettiler. Her kişi günlük olarak yalnızca 25 Litre su kullanabiliyor. Öyle ki yerel sakinlerden biri CNN’e  “Yıkanmamış saçlar artık toplumsal sorumluluk simgesi” diyor.

Sao Paulo: Brezilya’nın finans başkenti ve dünyanın en büyük nüfuslu kentlerinden biri olan Sao Paulo’da bir dönem kentin 20 günden az içme suyu kalmıştı ve polis yağma olaylarını önlemek için su kamyonlarına eşlik etmek zorunda kalmıştı.

Cantareira Rezervuarı’nın kalan sularında balık tutmaya çalışan bir adam (BBC News)(4)

Kahire: Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Mısır su krizinin olduğu ülkelerden ve su kirliliğinden çok sayıda ölümün görüldüğü yerlerden biri.

Mexico City: Meksika’nın başkenti Mexico City’de nüfusun beşte birinin evindeki musluklardan sadece günde birkaç saat su akıyor ve %20’si de günün belirli kısımlarında su alabiliyor.

Miami: 20. yüzyılda girişilen yakındaki bataklıkları kurutma projesi yüzünden, Atlantik Okyanusu’nun suyu, kentin başlıca içme suyu kaynağı olan Biscayne yeraltı suyunu kirletti. Özellikle de deniz seviyesinin hızla artması nedeniyle, geçtiğimiz yıllarda inşa edilen bariyerler işe yaramaz hale geldi. Miami’nin birkaç kilometre kuzeyindeki Hallandale Beach’te tuzlu su karışması yüzünden sekiz kuyunun altısı kapatıldı.

Türkiye Su Krizi

Su krizinden çarpıcı bir şekilde etkilenen dünya kentlerinin bazılarını inceledik. Peki Türkiye bu işin neresinde?

Türkiye de ne yazık ki gelecek 30 yıl içerisinde dünya su krizinden etkilenecek ülkeler içerisinde. Birleşmiş Milletler ’in kamuoyu ile paylaştığı raporda; 2016 yılından itibaren İstanbul’un kişi başına düşen su miktarının 1.700 metreküpün altına düşmesi nedeniyle “su stresi” yaşadığı belirtiliyor (İstanbul Su Krizi). Ve rapor 2030 yılından itibaren su stresini “su krizi” ne dönüşeceği uyarısıyla devam ediyor. (5)

Yani bu demek oluyor ki, artık su krizinin eşiğinde bir ülke olarak suyu her kullanışımızda dikkat etmeli ve bir takım tasarruf politikaları benimsemeliyiz. Bireysel olarak yapabileceğimiz çok basit şeyler bile önemli. Örneğin: Duş sürelerini mümkün olduğunca kısa tutmak, çamaşır ve bulaşık makinelerini tamamen dolmadan kullanmamak, duş almadan önce eğer suyun ısınması bekleniyorsa bu sürede akan suyun bir kovada toplanarak balkon yıkama gibi durumlarda kullanılması, bahçede damlama sulama tercih edilmesi…

Ülkemizde artık durumun ciddiyetini insanlara anlatmak amacıyla suyun bilinçsizce kullanılması ile ilgili oldukça çarpıcı bir belgesel yapıldı. Eminim ki birçok kişi bu belgeseli izlemiştir ya da en azından duymuştur. Fakat bilmeyenler veya izleme fırsatı bulamayanlar için biraz belgeselden bahsedeyim.

25 Litre Belgeseli

National Geographic’in yayınladığı, Gökhan Özoğuz ve Özge Özpirinçci’nin yer aldığı bu belgeselde Türkiye’nin küresel su krizi haritasındaki yeri anlatılıyor.

Nüfus artışı, iklim değişikliği, tekrarlayan kuraklık, hızlı şehirleşme gibi etkenler sebebiyle susuzluğun ülkeyi ve dünyayı etkilediğine değiniliyor. Belgeselde, tarihçi Profesör Doktor İlber Ortaylı, Boğaziçi Üniversitesi İklim Merkezi Müdürü Profesör Doktor Levent Kurnaz gibi bilirkişilerin açıklamaları da yer alıyor.

Gökhan Özoğuz, bir gününü 25 litre ile geçirmeye çalışıyor ancak pek de başarılı olamıyor. Öte yandan, belgeselde su nedeniyle hırsızlık ve şiddet vakalarının yaşanacağına da değiniliyor. Belgeselde, ufak değişikliklerle tasarruf hamleleri yapılabileceği, böylece Sıfır Günü’nün önüne geçilebileceği anlatılıyor.

Aynı zamanda belgeselde sürdürülebilir yaşam pratiklerini çocuklara öğretmeye çalışan bir atölyeden ve suyun arıtılarak yeniden kullanıma geçme aşamasından da bahsedilmektedir. Eğer izlemeyeniniz varsa bir an önce izlemenizi tavsiye ederim.

Unutmayalım ki, geleceğe dair umut her zaman var. Bilinçlendiğimiz ve buna göre yaşamımızı gözden geçirdiğimizde çok büyük değişikliklere sebep olabiliriz. Her birimiz ayrı ayrı bu dünyanın kahramanları olabiliriz.

Kaynakça

(1) https://www.wwf.org.tr/?4180
(2) https://www.wri.org/our-work/topics/water
(3) https://www.iklimhaber.org/istanbuldaki-su-krizi-icin-ongorulen-tarih-2030/
(4) https://gaiadergi.com/brezilyada-buyuk-tehlike-sao-paulonun-suyu-bitiyor/
(5) https://www.iklimhaber.org/istanbuldaki-su-krizi-icin-ongorulen-tarih-2030/

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Peyzaj Mimarı ❀ | İÜC -Peyzaj Mimarlığı Yüksek Lisans Öğrencisi ✎ | İstanbul |

Yorum Yap